Çocuk ile büyükanne, büyükbaba, kardeş, hala, teyze, amca, dayı veya diğer üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulması davasının şartları, çocuğun üstün yararı ve mahkeme süreci.
İçindekiler
- 1.I. Çocuk ile Üçüncü Kişiler Arasında Kişisel İlişki Nedir?
- 2.II. Üçüncü Kişi Kimdir?
- 3.III. Üçüncü Kişiler Açısından Kişisel İlişki Kurulmasının Şartları
- 4.IV. Olağanüstü Hâl Nedir?
- 5.V. Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
- 6.VI. Büyükanne ve Büyükbabanın Torunla Kişisel İlişki Kurma Hakkı
- 7.VII. Hala, Teyze, Amca, Dayı veya Kardeş Çocukla Kişisel İlişki Kurabilir mi?
- 8.VIII. Üvey Anne, Üvey Baba veya Eski Bakım Veren Kişiler Çocukla Görüşebilir mi?
- 9.IX. Velayet Sahibi Anne veya Baba Bu İlişkiye Karşı Çıkarsa Ne Olur?
- 10.X. Çocuğun Görüşü Alınır mı?
- 11.XI. Kişisel İlişki Süresi Nasıl Belirlenir?
- 12.XII. Yatılı Kişisel İlişki Kurulabilir mi?
- 13.XIII. Kişisel İlişki Gözetimli Olarak Kurulabilir mi?
- 14.XIV. Sosyal İnceleme Raporu Neden Önemlidir?
- 15.XV. Üçüncü Kişilerle Kişisel İlişki Hangi Hâllerde Reddedilebilir?
- 16.XVI. Kişisel İlişki Kararı Sonradan Değiştirilebilir mi?
- 17.XVII. Görevli ve Yetkili Mahkeme
- 18.XVIII. Dava Açmadan Önce Mahkeme Kararı Olmadan Çocukla Görüşülebilir mi?
- 19.XIX. Kişisel İlişki Kararı Nasıl Yerine Getirilir?
- 20.XX. Karara Rağmen Çocuk Gösterilmezse Ne Yapılabilir?
- 21.XXI. Kişisel İlişki Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
- 22.XXII. Anayasa Mahkemesi ve Aile Hayatına Saygı Hakkı Bakımından Değerlendirme
- 23.XXIII. Üçüncü Kişiyle Kişisel İlişki Kurulması Velayeti Etkiler mi?
- 24.XXIV. Üçüncü Kişilerle Kişisel İlişki Kurulması Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
- 24.1.1. Davacı Üçüncü Kişi Açısından
- 24.2.2. Velayet Sahibi Ebeveyn Açısından
- 24.3.3. Çocuk Açısından
- 25.XXV. Sıkça Sorulan Sorular
- 25.1.1. Büyükanne ve büyükbaba torununu görmek için dava açabilir mi?
- 25.2.2. Dede ve nine torunlarını mahkeme kararı olmadan görebilir mi?
- 25.3.3. Hala, teyze, amca veya dayı çocukla kişisel ilişki isteyebilir mi?
- 25.4.4. Üçüncü kişiyle kişisel ilişki kurulması için akraba olmak şart mı?
- 25.5.5. Çocuk istemiyorsa mahkeme yine de görüşmeye karar verebilir mi?
- 25.6.6. Üçüncü kişiyle yatılı kişisel ilişki kurulabilir mi?
- 25.7.7. Kişisel ilişki kararı sonradan değiştirilebilir mi?
- 25.8.8. Kişisel ilişki kararı uygulanmazsa ne yapılır?
- 25.9.9. Görevli mahkeme hangisidir?
- 25.10.10. Yetkili mahkeme neresidir?
- 26.Sonuç
Çocukla kişisel ilişki kurulması denildiğinde çoğu zaman akla yalnızca anne veya baba ile çocuk arasındaki görüşme düzeni gelir. Oysa Türk Medeni Kanunu, bazı şartların varlığı halinde çocuk ile üçüncü kişiler arasında da kişisel ilişki kurulmasına imkân tanımaktadır. Bu kişiler çoğunlukla büyükanne, büyükbaba, dede, nine, kardeş, hala, teyze, amca, dayı veya çocukla güçlü duygusal bağı bulunan diğer yakın kişiler olabilir.
Ancak üçüncü kişilerin çocukla kişisel ilişki kurması, anne veya babanın çocukla kişisel ilişki kurmasından farklıdır. Anne ve baba yönünden kişisel ilişki, kural olarak çocuğun soybağı ve aile hayatı kapsamında doğal bir sonuç olarak değerlendirilirken; üçüncü kişiler bakımından bu hak istisnai niteliktedir. Bu nedenle üçüncü kişinin çocukla görüşebilmesi için yalnızca akraba olması yeterli değildir. Mahkeme, öncelikle olağanüstü bir halin bulunup bulunmadığını ve kurulacak ilişkinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını değerlendirir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 325’e göre, olağanüstü hâller mevcutsa ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde, çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlara da tanınabilir. Aynı hükümde, ana ve baba için öngörülen sınırlamaların üçüncü kişiler için de kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlenmiştir.
I. Çocuk ile Üçüncü Kişiler Arasında Kişisel İlişki Nedir?
Çocuk ile üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki, çocuğun anne ve babası dışındaki kişilerle belirli zamanlarda görüşmesi, vakit geçirmesi, iletişim kurması veya sınırlı süreyle birlikte kalmasıdır. Bu ilişki; çocuğun aile bağlarını koruması, sevgi ve aidiyet duygusunu sürdürmesi, psikolojik ve sosyal gelişiminin desteklenmesi amacıyla kurulabilir.
Üçüncü kişilerle kişisel ilişki, velayet hakkı vermez. Çocuğun bakım, eğitim, temsil ve yerleşim yeri gibi konulardaki karar yetkisi velayet sahibinde kalmaya devam eder. Üçüncü kişi yalnızca mahkeme kararında belirlenen süre ve şartlar içinde çocukla görüşebilir.
Örneğin babası vefat eden bir çocuğun babaannesi ve dedesiyle görüşmesi, annesi vefat eden bir çocuğun anneannesi ve dedesiyle bağının korunması, kardeşlerin ayrı yerlerde yaşaması halinde kardeşler arasında ilişki kurulması veya çocuğun uzun süre fiilen yanında büyüdüğü bir yakınla bağının devam ettirilmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
Burada asıl amaç, üçüncü kişinin özlemini gidermekten ziyade çocuğun yararını korumaktır. Bu nedenle mahkeme, “büyükanne torununu görmek istiyor mu?” sorusundan önce “çocuğun bu kişiyle görüşmesi onun ruhsal, bedensel, sosyal ve ahlaki gelişimi bakımından yararlı mı?” sorusuna cevap arar.
II. Üçüncü Kişi Kimdir?
Türk Medeni Kanunu m. 325’te “diğer kişiler, özellikle hısımlar” ifadesi kullanılmıştır. Bu nedenle üçüncü kişiler yalnızca kan hısımlarından ibaret değildir. Hısımlar bu davalarda en sık karşılaşılan kişiler olmakla birlikte, kanun üçüncü kişi kavramını daha geniş tutmuştur.
Bu kapsamda çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilecek kişiler şunlar olabilir:
- Büyükanne,
- Büyükbaba,
- Dede,
- Nine,
- Kardeş,
- Hala,
- Teyze,
- Amca,
- Dayı,
- Üvey anne veya üvey baba,
- Çocukla fiilen aile bağı kurmuş kişiler,
- Koruyucu aile veya eski bakım veren kişiler,
- Çocukla güçlü duygusal bağı bulunan diğer kişiler.
Yargı uygulamasında da kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı olan üçüncü kişilerin yalnızca hısımlardan ibaret olmadığı; soybağı bulunmayan kişilerin de şartları varsa çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebileceği kabul edilmektedir.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır. Üçüncü kişinin çocukla akraba olması veya geçmişte çocukla ilgilenmiş olması tek başına yeterli değildir. Mahkeme, her somut olayda olağanüstü hâlin varlığını, çocukla üçüncü kişi arasındaki bağın niteliğini ve görüşmenin çocuğun yararına olup olmadığını ayrıca inceler.
III. Üçüncü Kişiler Açısından Kişisel İlişki Kurulmasının Şartları
Çocuk ile üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulabilmesi için temel olarak iki şart birlikte aranır:
- Olağanüstü hâl bulunmalıdır.
- Kişisel ilişki çocuğun menfaatine uygun olmalıdır.
Bu iki şarttan biri yoksa dava reddedilebilir. Yani üçüncü kişinin çocukla görüşmek istemesi veya çocuğa karşı sevgi duyması tek başına yeterli değildir. Aynı şekilde olağanüstü hâl bulunsa bile, görüşme çocuğun huzurunu, güvenliğini veya gelişimini olumsuz etkileyecekse kişisel ilişki kurulmayabilir.
TMK m. 325’in gerekçesinde de düzenlemenin, ana ve baba dışındaki üçüncü kişilerin, özellikle hısımların, olağanüstü sebeplerin varlığı halinde ve çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocukla kişisel ilişki kurabilmesine imkân tanıdığı belirtilmektedir.
IV. Olağanüstü Hâl Nedir?
Kanunda olağanüstü hâlin ne olduğu tek tek sayılmamıştır. Bu nedenle olağanüstü hâlin varlığı her somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilir.
Uygulamada olağanüstü hâl sayılabilecek durumlara örnek olarak şunlar gösterilebilir:
- Çocuğun anne veya babasından birinin vefat etmesi,
- Çocuğun anne veya baba tarafındaki aile bağlarının tamamen kopma riski,
- Çocuğun uzun süre büyükanne, büyükbaba veya başka bir yakının yanında büyümüş olması,
- Çocuğun kardeşlerinden ayrı yaşaması,
- Çocuğun geçmişte güçlü duygusal bağ kurduğu kişiyle ilişkisinin sebepsiz şekilde kesilmesi,
- Velayet sahibi ebeveynin çocuğu diğer aile çevresinden tamamen uzaklaştırması,
- Çocuğun psikolojik gelişimi bakımından üçüncü kişiyle bağının korunmasının gerekli olması.
Yargıtay uygulamasında, anne veya babanın vefatı çoğu zaman olağanüstü hâl olarak değerlendirilebilmektedir. Örneğin babası ölen çocuğun babaannesi ve dedesiyle kişisel ilişki kurması yönündeki taleplerde, çocuğun aile bağlarının korunması ve torun sevgisinin yaşatılması dikkate alınmaktadır.
Buna karşılık her aile içi anlaşmazlık, her özlem veya her görüşememe durumu olağanüstü hâl sayılmaz. Yargıtay kararlarında, babanın yurt dışında çalışıyor ve yaşıyor olmasının tek başına olağanüstü hâl olarak kabul edilemeyeceği yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.
V. Çocuğun Üstün Yararı İlkesi
Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin davalarda en önemli ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke, yalnızca çocuk ile anne-baba arasındaki ilişkilerde değil, üçüncü kişilerle kurulacak kişisel ilişkilerde de belirleyicidir.
Çocuğun üstün yararı değerlendirilirken mahkeme şu hususları dikkate alır:
- Çocuğun yaşı,
- Çocuğun eğitim durumu,
- Çocuğun sağlık durumu,
- Çocuğun psikolojik gelişimi,
- Çocuk ile üçüncü kişi arasındaki duygusal bağ,
- Görüşmenin çocuğun günlük düzenini bozup bozmayacağı,
- Taraflar arasındaki husumetin çocuğa yansıyıp yansımadığı,
- Üçüncü kişinin çocuğa yaklaşımı,
- Çocuğun görüşme konusundaki isteği,
- Uzman raporları,
- Velayet sahibinin itirazlarının haklı olup olmadığı.
Kişisel ilişki kurma hakkı, yalnızca yetişkinlerin talep hakkı olarak değerlendirilmemelidir. Öğretide ve uygulamada kişisel ilişkinin aynı zamanda çocuk açısından da bir hak olduğu; hâkimin kararında birincil ölçütün çocuğun yararı olması gerektiği vurgulanmaktadır.
Bu nedenle mahkeme, tarafların kırgınlıklarını, aile içi çekişmeleri veya yetişkinler arasındaki geçmiş sorunları merkeze almaz. Esas olan, kurulacak ilişkinin çocuğa güven, sevgi, istikrar ve sağlıklı gelişim sağlayıp sağlamayacağıdır.
VI. Büyükanne ve Büyükbabanın Torunla Kişisel İlişki Kurma Hakkı
Üçüncü kişilerle kişisel ilişki davalarında en sık karşılaşılan talep, büyükanne ve büyükbabanın torunlarıyla görüşmek istemesidir. Özellikle boşanma, ölüm, aile içi husumet veya velayet sahibinin karşı taraf ailesiyle iletişimi kesmesi halinde bu davalar gündeme gelmektedir.
Büyükanne ve büyükbabanın torunla görüşme talebi, kanunen tamamen dışlanmış değildir. Aksine TMK m. 325, şartları varsa özellikle hısımlara bu hakkın tanınabileceğini açıkça düzenlemektedir. Ancak bu hak mutlak değildir. Mahkeme, büyükanne ve büyükbabanın torunla ilişkisinin çocuğun yararına olup olmadığını inceler.
Yargıtay kararlarında, dedenin torununu görmek, onunla uygun kişisel ilişki kurmak, torun sevgisini tatmak ve çocuğa da bu sevgiyi vermek hakkının bulunduğu; ancak bu ilişkinin çocuğun eğitim, sağlık ve ahlaki gelişimi gözetilerek düzenlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Bununla birlikte büyükanne ve büyükbaba ile kurulacak kişisel ilişkinin anne ve babaya tanınan genişlikte olması beklenmez. Yargıtay uygulamasında üçüncü kişilerle kişisel ilişkinin, çocuğun aile bağlarını güçlendirmeye ve sevgi bağını sürdürmeye yetecek ölçüde olması gerektiği; ancak velayet sahibinin görevini zorlaştıracak veya çocuğun düzenini bozacak genişlikte olmaması gerektiği kabul edilmektedir.
VII. Hala, Teyze, Amca, Dayı veya Kardeş Çocukla Kişisel İlişki Kurabilir mi?
Evet. Şartları varsa hala, teyze, amca, dayı, kardeş veya diğer yakınlar da çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir. Kanun üçüncü kişileri yalnızca büyükanne ve büyükbaba ile sınırlamamıştır.
Örneğin çocuğun babası vefat etmiş ve baba tarafındaki aileyle tüm ilişkisi kesilmişse, halanın çocukla görüşme talebi değerlendirilebilir. Çocuk uzun süre teyzesinin yanında büyümüşse, sonradan bu ilişkinin tamamen kesilmesi çocuğun psikolojik gelişimi bakımından sakıncalı olabilir. Kardeşlerin farklı ebeveynlerde veya farklı bakım ortamlarında yaşaması halinde kardeşler arasında kişisel ilişki kurulması da gündeme gelebilir.
Ancak burada da akrabalık bağı tek başına yeterli değildir. Mahkeme, çocuk ile talep eden kişi arasındaki ilişkinin geçmişini, çocuğun o kişiyi tanıyıp tanımadığını, çocuğun yaşını, taraflar arasındaki çatışmayı ve kurulacak ilişkinin çocuğa sağlayacağı yararı değerlendirir.
VIII. Üvey Anne, Üvey Baba veya Eski Bakım Veren Kişiler Çocukla Görüşebilir mi?
Üçüncü kişi kavramı yalnızca kan hısımlarını kapsamaz. Çocukla uzun süre aynı evde yaşamış, fiilen bakımını üstlenmiş, çocuğun hayatında anne-baba benzeri bir rol edinmiş kişiler de şartları varsa kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir.
Örneğin çocuğun uzun yıllar birlikte yaşadığı üvey babası, üvey annesi veya koruyucu ailesiyle güçlü bir duygusal bağ kurmuş olması halinde, ilişkinin aniden kesilmesi çocuğun ruhsal gelişimini olumsuz etkileyebilir. Böyle bir durumda mahkeme, soybağından ziyade çocuğun fiili aile ilişkisini ve psikolojik bağını dikkate alabilir.
Yargı uygulamasında da kişisel ilişki kurulmasını istemek için soybağının şart olmadığı; çocukla üçüncü kişi arasındaki ilişkinin çocuğun menfaatine uygun düşüp düşmediğinin belirleyici olduğu kabul edilmektedir.
IX. Velayet Sahibi Anne veya Baba Bu İlişkiye Karşı Çıkarsa Ne Olur?
Velayet sahibi anne veya babanın üçüncü kişiyle kişisel ilişkiye karşı çıkması, davanın otomatik olarak reddedileceği anlamına gelmez. Ancak velayet sahibinin itirazları mahkeme tarafından dikkate alınır.
Örneğin velayet sahibi;
- Üçüncü kişinin çocuğu kendisine karşı yönlendirdiğini,
- Çocuğun psikolojik olarak etkilendiğini,
- Taraflar arasındaki ağır husumetin çocuğa zarar verdiğini,
- Üçüncü kişinin çocuğun bakımına veya eğitimine müdahale ettiğini,
- Görüşmenin çocuğun düzenini bozduğunu,
- Çocuğun görüşmek istemediğini,
- Üçüncü kişinin güvenli ortam sağlamadığını
ileri sürebilir.
Mahkeme bu itirazları soyut beyan düzeyinde bırakmaz; gerektiğinde sosyal inceleme raporu alır, pedagog, psikolog veya sosyal çalışmacı görüşüne başvurur, tanıkları dinler ve çocuğun yaşına uygun şekilde görüşünü değerlendirir.
Velayet sahibi ebeveynin yalnızca kişisel kırgınlık veya aile içi husumet nedeniyle görüşmeye karşı çıkması her zaman yeterli değildir. Ancak çocuğun huzurunu, güvenliğini veya gelişimini tehlikeye sokan ciddi sebepler varsa, kişisel ilişki talebi reddedilebilir veya sınırlı şekilde kurulabilir.
X. Çocuğun Görüşü Alınır mı?
Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin davalarda çocuğun görüşü önemlidir. Özellikle ayırt etme gücüne sahip çocukların düşüncesi, yaşına ve olgunluk düzeyine uygun şekilde değerlendirilmelidir.
Ancak çocuğun beyanı tek başına mutlak belirleyici değildir. Çocuk bazen velayet sahibi ebeveynin etkisi altında kalabilir, aile içi çatışmanın ortasında bırakılabilir veya korku, kaygı, sadakat çatışması nedeniyle gerçek düşüncesini açıklamakta zorlanabilir. Bu nedenle mahkeme, çocuğun beyanını uzman raporu ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Çocuğun “görüşmek istemiyorum” demesi halinde mahkeme bunun nedenlerini araştırmalıdır. Çocuk gerçekten kötü bir deneyim nedeniyle mi görüşmek istememektedir, yoksa yetişkinler arasındaki çatışmadan mı etkilenmektedir? Bu ayrım özellikle önemlidir.
Çocuğun yaşı küçükse, doğrudan beyanından ziyade uzman görüşü ve gözlem raporları daha belirleyici olabilir. Ergenlik çağındaki çocuklarda ise çocuğun açık, tutarlı ve bilinçli iradesi daha güçlü şekilde dikkate alınır.
XI. Kişisel İlişki Süresi Nasıl Belirlenir?
Üçüncü kişilerle kurulacak kişisel ilişki süresi, anne veya babaya tanınan kişisel ilişki kadar geniş olmak zorunda değildir. Hatta çoğu zaman daha sınırlı, çocuğun düzenini bozmayacak ve velayet sahibinin görevini zorlaştırmayacak şekilde belirlenir.
Mahkeme süreyi belirlerken şu kriterleri dikkate alır:
- Çocuğun yaşı,
- Çocuğun okul ve kurs düzeni,
- Çocuğun sağlık durumu,
- Tarafların aynı şehirde yaşayıp yaşamadığı,
- Çocuk ile üçüncü kişi arasındaki bağın gücü,
- Daha önce yatılı kalma alışkanlığı olup olmadığı,
- Çocuğun güvenli bir ortamda bulunup bulunmayacağı,
- Görüşmenin velayet ilişkisini zedeleyip zedelemeyeceği.
Örneğin çok küçük yaştaki bir çocuk için yatılı kişisel ilişki uygun görülmeyebilir. Buna karşılık yaşı daha büyük olan, büyükanne ve büyükbabasıyla güçlü bağı bulunan ve onlarla güvenli şekilde vakit geçirebilen çocuk bakımından belirli tatil dönemlerinde yatılı kişisel ilişki kurulması mümkün olabilir.
Yargıtay kararlarında da üçüncü kişilerle kişisel ilişkinin çocuğun eğitim, bedeni ve fikri gelişimini olumsuz etkilemeyecek; velayet sahibinin görevini gereği gibi yerine getirmesine engel olmayacak şekilde düzenlenmesi gerektiği belirtilmektedir.
XII. Yatılı Kişisel İlişki Kurulabilir mi?
Üçüncü kişilerle çocuk arasında yatılı kişisel ilişki kurulması mümkündür; ancak bu durum her olayda kabul edilmez. Özellikle çocuğun yaşı, üçüncü kişiyle ilişkisi, alışkanlıkları, sağlık durumu ve güvenlik koşulları dikkate alınır.
Küçük yaşta olan, üçüncü kişiyi yeterince tanımayan veya daha önce hiç yatılı kalmamış bir çocuk bakımından yatılı ilişki çocuğun huzurunu bozabilir. Bu durumda mahkeme daha kısa süreli ve gündüzlü görüşme düzenleyebilir.
Buna karşılık çocuk yaşı itibarıyla uygun durumdaysa, üçüncü kişiyle güçlü aile bağı varsa, uzman raporu da bu yöndeyse ve çocuğun sağlığı, ahlaki veya bedensel gelişimi bakımından sakınca bulunmuyorsa yatılı kişisel ilişki kurulabilir. Yargıtay kararlarında, çocuğun durumuna göre büyükanne, büyükbaba veya dede ile belirli hafta sonları, yarıyıl tatili ve yaz tatilinde yatılı kişisel ilişki kurulabileceğine ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır.
Ancak yatılı ilişki kurulacaksa kararın açık, uygulanabilir ve tereddüde yer vermeyecek şekilde düzenlenmesi gerekir. Hangi gün, hangi saat, nereden teslim alınacağı, nerede teslim edileceği ve tatil dönemlerinde uygulanacak düzen açıkça belirtilmelidir.
XIII. Kişisel İlişki Gözetimli Olarak Kurulabilir mi?
Evet. Çocuğun üstün yararı gerektiriyorsa kişisel ilişki üçüncü kişi veya uzman gözetiminde kurulabilir. Özellikle çocuk ile talep eden kişi arasında uzun süre görüşme olmamışsa, çocuğun kaygısı varsa, taraflar arasında ciddi çatışma bulunuyorsa veya çocuğun doğrudan görüşmeye hazırlanması gerekiyorsa gözetimli kişisel ilişki tercih edilebilir.
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin yönetmelikte de, hak sahibi ile kişisel ilişkinin doğrudan yürütülmesi çocuğun üstün yararına aykırıysa, mahkeme kararıyla üçüncü kişi veya uzman gözetiminde kişisel ilişki kurulabileceği düzenlenmiştir.
Bu tür kararlar özellikle geçiş süreci için önemlidir. Mahkeme önce kısa ve gözetimli görüşmeler belirleyebilir; ilişkinin sağlıklı ilerlemesi halinde daha sonra süreyi artırabilir veya gözetim şartını kaldırabilir.
XIV. Sosyal İnceleme Raporu Neden Önemlidir?
Çocukla üçüncü kişi arasında kişisel ilişki kurulması davalarında sosyal inceleme raporu büyük önem taşır. Çünkü bu davalarda yalnızca hukuki değerlendirme yeterli değildir; çocuğun psikolojik ve sosyal durumu da incelenmelidir.
Sosyal inceleme raporunda genellikle şu hususlar değerlendirilir:
- Çocuğun gelişim düzeyi,
- Çocuğun talep eden üçüncü kişiyle ilişkisi,
- Çocuğun görüşme konusundaki duygu ve düşünceleri,
- Velayet sahibi ebeveynin yaklaşımı,
- Üçüncü kişinin çocukla iletişim biçimi,
- Taraflar arasındaki çatışmanın çocuğa etkisi,
- Görüşmenin çocuğa fayda veya zarar sağlayıp sağlamayacağı,
- Görüşmenin hangi süre ve yöntemle kurulmasının uygun olacağı.
Yargıtay uygulamasında da uzman raporları, özellikle çocuğun menfaatinin belirlenmesinde önemli görülmektedir. Örneğin çocukların hala ile kişisel ilişki kurması gerektiği yönündeki aile mahkemesi uzman raporunun dikkate alınması gerektiğine ilişkin kararlar bulunmaktadır.
Mahkeme sosyal inceleme raporuyla bağlı değildir; ancak raporu değerlendirmek ve aksi yönde karar verecekse gerekçesini açıklamak zorundadır.
XV. Üçüncü Kişilerle Kişisel İlişki Hangi Hâllerde Reddedilebilir?
Mahkeme, şartları oluşmamışsa üçüncü kişinin çocukla kişisel ilişki kurulması talebini reddedebilir.
Ret sebeplerine örnek olarak şunlar gösterilebilir:
- Olağanüstü hâlin bulunmaması,
- Kişisel ilişkinin çocuğun yararına olmaması,
- Üçüncü kişinin çocukla gerçek ve sağlıklı bir bağının bulunmaması,
- Çocuğun üçüncü kişiden korkması veya zarar görme riski,
- Üçüncü kişinin çocuğu anne veya babaya karşı yönlendirmesi,
- Görüşmenin çocuğun eğitim veya sağlık düzenini bozması,
- Taraflar arasındaki ağır husumetin çocuğa zarar vermesi,
- Üçüncü kişinin kişisel ilişki hakkını kötüye kullanma riski,
- Çocuğun güvenliğinin sağlanamaması.
TMK m. 325/2 uyarınca, ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için de kıyas yoluyla uygulanır. TMK m. 324’e göre kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, hak kötüye kullanılırsa, çocukla ciddi olarak ilgilenilmezse veya diğer önemli sebepler varsa kişisel ilişki hakkı reddedilebilir ya da kaldırılabilir. Bu nedenle üçüncü kişiyle kişisel ilişki kurulmuş olsa bile, sonradan çocuğun zarar gördüğü veya ilişkinin kötüye kullanıldığı anlaşılırsa kişisel ilişki sınırlandırılabilir, gözetimli hale getirilebilir veya tamamen kaldırılabilir.
XVI. Kişisel İlişki Kararı Sonradan Değiştirilebilir mi?
Evet. Çocukla kişisel ilişki kararları kesin hüküm niteliği taşısa da çocuğun durumunda, tarafların koşullarında veya görüşmenin etkilerinde önemli değişiklik meydana gelirse yeniden düzenleme istenebilir.
Örneğin;
- Çocuğun yaşı büyümüşse,
- Okul düzeni değişmişse,
- Taraflar farklı şehirlere taşınmışsa,
- Çocuk üçüncü kişiyle güçlü bağ kurmuşsa,
- Görüşme sırasında sorunlar yaşanmışsa,
- Üçüncü kişi çocuğu olumsuz etkiliyorsa,
- Velayet sahibi ebeveyn görüşmeyi sürekli engelliyorsa,
- Önceden reddedilen talep bakımından yeni şartlar oluşmuşsa,
kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davası açılabilir.
Yargıtay uygulamasında da üçüncü kişilerle kişisel ilişki talebi koşullar oluşmadığı için reddedilse bile, şartların değişmesi halinde ileride yeniden talepte bulunulabileceği kabul edilmektedir.
XVII. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Çocuk ile üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulmasına ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. 4787 sayılı Kanun, aile hukukundan doğan dava ve işlerin aile mahkemelerinde görülmesini düzenlemektedir.
Yetki bakımından ise TMK m. 326 önemlidir. Çocuk ile kişisel ilişki kurulmasına ilişkin düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Boşanma veya evlilik birliğinin korunmasına ilişkin davalar içinde kişisel ilişki talep ediliyorsa, o davaların yetki kuralları ayrıca dikkate alınır.
Dava genellikle çocuğun velayetini elinde bulunduran anne veya babaya karşı açılır. Çocuk vesayet altında ise yasal temsilci ve somut duruma göre ilgili kişiler davaya dahil edilebilir.
XVIII. Dava Açmadan Önce Mahkeme Kararı Olmadan Çocukla Görüşülebilir mi?
Mahkeme kararı olmadan üçüncü kişinin çocukla kişisel ilişki kurması, velayet sahibinin rızasına bağlıdır. Velayet sahibi anne veya baba izin vermiyorsa, üçüncü kişi çocuğu zorla göremez, kolluk aracılığıyla alamaz veya kendi başına teslim talebinde bulunamaz.
Öğretide de mahkemece alınmış bir karar yoksa, kişisel ilişki hakkının velayet sahibine karşı ileri sürülebilmesi mümkün görülmemekte; ancak velayet sahibi veya çocuğu yanında bulunduran kişi rıza gösterirse çocukla kişisel ilişki kurulabileceği kabul edilmektedir.
Bu nedenle örneğin “gelinim torunumu göstermiyor”, “damadım çocuğu getirmiyor”, “yeğenimi görmek istiyorum” gibi durumlarda doğrudan kolluğa başvurmak çoğu zaman sonuç vermez. Öncelikle aile mahkemesinde kişisel ilişki kurulması davası açılması gerekir.
XIX. Kişisel İlişki Kararı Nasıl Yerine Getirilir?
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararların yerine getirilmesinde eski icra sistemi önemli ölçüde değişmiştir. 7343 sayılı Kanun sonrasında, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin aile mahkemesi kararlarının çocuğun üstün yararı esas alınarak Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yerine getirilmesi öngörülmüştür.
Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin Yönetmelik’e göre, aile mahkemeleri tarafından verilen çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesine dair görev, yetki ve usul esasları düzenlenmiştir. Yönetmelikte kişisel ilişki; velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan anne-baba ya da diğer kişilerin çocukla sınırlı süre görüşmesi veya birlikte kalması süreci olarak tanımlanmıştır.
Bu sistemde amaç, çocuğun icra dairesi ortamında örselenmesini önlemek ve süreci çocuk dostu teslim mekânlarında, uzman desteğiyle yürütmektir. Yönetmelikte çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemlerinde çocuğun üstün yararının esas alınacağı, çocuğun duygu durumunun gözetileceği ve çocukların gelişim düzeylerine uygun şekilde bilgilendirileceği düzenlenmiştir.
XX. Karara Rağmen Çocuk Gösterilmezse Ne Yapılabilir?
Mahkeme tarafından üçüncü kişi ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiş olmasına rağmen velayet sahibi veya çocuğu yanında bulunduran kişi bu karara uymazsa, kararın yerine getirilmesi için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurulabilir.
Bu süreçte müdürlük, çocuğun üstün yararını esas alarak teslim sürecini planlar. Teslim işlemleri kural olarak çocuk dostu teslim mekânlarında gerçekleştirilir. Zorunlu hâller dışında tarafların yüz yüze getirilmemesi, çocuğun çatışma ortamından uzak tutulması ve uzman desteği sağlanması amaçlanır.
Karara sistematik şekilde uyulmaması, yalnızca kişisel ilişkinin icrası bakımından değil, velayet hakkının kötüye kullanılması bakımından da sonuç doğurabilir. Özellikle anne veya babanın çocuğu sürekli olarak diğer aile bağlarından koparması, çocuğun menfaatine aykırı davranış olarak değerlendirilebilir.
XXI. Kişisel İlişki Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Çocuk ile üçüncü kişi arasında kişisel ilişki kurulması davasında deliller büyük önem taşır. Çünkü davacı üçüncü kişi, yalnızca çocukla görüşmek istediğini değil, bu görüşmenin çocuğun yararına olduğunu da ortaya koymalıdır.
Bu davalarda kullanılabilecek deliller şunlardır:
- Nüfus kayıtları,
- Çocuğun anne veya babasının ölüm belgesi,
- Daha önce çocukla birlikte yaşandığını gösteren belgeler,
- Fotoğraf, video ve mesaj kayıtları,
- Tanık beyanları,
- Okul veya rehberlik servisi kayıtları,
- Sağlık ve psikolojik destek kayıtları,
- Sosyal inceleme raporu,
- Uzman görüşü,
- Varsa önceki mahkeme kararları,
- Taraflar arasındaki iletişim kayıtları,
- Çocuğun üçüncü kişiyle bağını gösteren belgeler.
Örneğin büyükanne ve büyükbaba, çocuğun babasının vefatından sonra çocuğun baba tarafı ailesiyle bağının tamamen koparıldığını, daha önce çocukla düzenli şekilde görüştüklerini ve bu ilişkinin çocuğun aile aidiyeti bakımından önemli olduğunu tanık, fotoğraf, mesaj ve uzman raporlarıyla ispatlayabilir.
XXII. Anayasa Mahkemesi ve Aile Hayatına Saygı Hakkı Bakımından Değerlendirme
Çocukla kişisel ilişki kurulması, yalnızca Türk Medeni Kanunu kapsamında teknik bir aile hukuku meselesi değildir. Aynı zamanda aile hayatına saygı hakkı ve çocuğun üstün yararı ilkesiyle de yakından bağlantılıdır.
Anayasa Mahkemesi önüne gelen bazı bireysel başvurularda, çocukla veya yeğenlerle kişisel ilişki kurulması taleplerinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını incelemiştir. Örneğin Figen Güneştaş ve diğerleri başvurusunda konu, yeğenlerle şahsi ilişki kurulması talebinin reddedilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Bu yaklaşım, üçüncü kişilerle kişisel ilişki taleplerinde de aile bağlarının tamamen göz ardı edilemeyeceğini göstermektedir. Ancak aile hayatına saygı hakkı, çocuğun üstün yararının önüne geçen sınırsız bir görüşme hakkı sağlamaz. Her somut olayda çocuk merkezli değerlendirme yapılması gerekir.
XXIII. Üçüncü Kişiyle Kişisel İlişki Kurulması Velayeti Etkiler mi?
Üçüncü kişiyle kişisel ilişki kurulması, velayetin değiştirilmesi anlamına gelmez. Velayet sahibi anne veya baba, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve temsil konularındaki yetkilerini kullanmaya devam eder.
Ancak velayet sahibi, mahkeme kararına rağmen kişisel ilişkiyi sürekli engeller, çocuğu üçüncü kişilere karşı yönlendirir veya çocuğun aile bağlarını keyfi biçimde koparırsa, bu durum velayet görevinin kötüye kullanılması tartışmasını doğurabilir.
Özellikle çocuğun anne veya baba tarafındaki aile bağlarının tamamen kesilmesi, çocuğun kimlik, aidiyet ve duygusal gelişimi bakımından sakıncalı olabilir. Bu nedenle velayet hakkı kullanılırken çocuğun geniş aile ilişkileri de çocuğun yararı ölçüsünde korunmalıdır.
XXIV. Üçüncü Kişilerle Kişisel İlişki Kurulması Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Bu davalarda hem davacı üçüncü kişi hem de velayet sahibi anne veya baba açısından dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır.
1. Davacı Üçüncü Kişi Açısından
Davacı, yalnızca çocukla görüşme isteğini değil, bu görüşmenin çocuk için neden gerekli ve yararlı olduğunu açıklamalıdır. Dilekçede olağanüstü hâl somut şekilde ortaya konulmalı, çocukla geçmiş ilişki anlatılmalı ve çocuğun menfaati vurgulanmalıdır.
Örneğin “torunumu görmek istiyorum” şeklindeki soyut anlatım yeterli olmayabilir. Bunun yerine çocuğun daha önce davacıyla nasıl bir ilişki kurduğu, ne kadar süre görüştüğü, bu ilişkinin neden kesildiği ve görüşmenin çocuğa sağlayacağı katkı açıklanmalıdır.
2. Velayet Sahibi Ebeveyn Açısından
Velayet sahibi anne veya baba, üçüncü kişiyle görüşmenin çocuğa zarar vereceğini düşünüyorsa bunu somut delillerle ortaya koymalıdır. Sadece aile içi kırgınlık, eski husumet veya kişisel rahatsızlık tek başına yeterli olmayabilir.
Eğer üçüncü kişi çocuğu manipüle ediyor, velayet sahibine karşı kışkırtıyor, çocuğun psikolojisini bozuyor veya güvenlik riski yaratıyorsa bu durum tanık, mesaj, uzman raporu veya diğer delillerle mahkemeye sunulmalıdır.
3. Çocuk Açısından
Çocuğun dava sürecinin taraflar arasındaki mücadeleye dönüştürülmemesi gerekir. Çocuk, yetişkinlerin öfkesi veya kırgınlığı nedeniyle baskı altında bırakılmamalı; görüş bildirmeye zorlanmamalı; taraf seçmeye mecbur edilmemelidir.
Mahkemenin ve tarafların temel görevi, çocuğun duygusal güvenliğini korumaktır.
XXV. Sıkça Sorulan Sorular
1. Büyükanne ve büyükbaba torununu görmek için dava açabilir mi?
Evet. Şartları varsa büyükanne ve büyükbaba, TMK m. 325 kapsamında torunlarıyla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir. Ancak bu hak otomatik değildir. Olağanüstü hâl ve çocuğun menfaati birlikte aranır.
2. Dede ve nine torunlarını mahkeme kararı olmadan görebilir mi?
Velayet sahibi anne veya baba rıza gösterirse görüşebilirler. Ancak rıza yoksa mahkeme kararı olmadan çocuğun zorla görülmesi mümkün değildir. Bu durumda aile mahkemesinde kişisel ilişki kurulması davası açılmalıdır.
3. Hala, teyze, amca veya dayı çocukla kişisel ilişki isteyebilir mi?
Evet. Kanun üçüncü kişi kavramını yalnızca büyükanne ve büyükbabayla sınırlamamıştır. Ancak talepte bulunan kişinin çocukla bağı, olağanüstü hâl ve çocuğun yararı somut olarak değerlendirilir.
4. Üçüncü kişiyle kişisel ilişki kurulması için akraba olmak şart mı?
Hayır. Yargı uygulamasında kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı olan üçüncü kişilerin yalnızca hısımlardan ibaret olmadığı ve soybağının mutlak şart olmadığı kabul edilmektedir. Önemli olan çocukla kurulacak ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olmasıdır.
5. Çocuk istemiyorsa mahkeme yine de görüşmeye karar verebilir mi?
Çocuğun görüşü önemlidir; ancak tek başına her zaman belirleyici değildir. Mahkeme çocuğun yaşını, olgunluğunu, beyanının nedenlerini, uzman raporlarını ve dosyadaki tüm delilleri birlikte değerlendirir.
6. Üçüncü kişiyle yatılı kişisel ilişki kurulabilir mi?
Evet, ancak her olayda değil. Çocuğun yaşı, üçüncü kişiyle ilişkisi, güvenlik koşulları, uzman raporu ve çocuğun yararı uygunsa yatılı kişisel ilişki kurulabilir. Aksi halde gündüzlü veya daha sınırlı görüşme düzenlenebilir.
7. Kişisel ilişki kararı sonradan değiştirilebilir mi?
Evet. Çocuğun yaşı, okul düzeni, sağlık durumu, tarafların yerleşim yeri veya görüşmenin çocuğa etkisi değişirse kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istenebilir.
8. Kişisel ilişki kararı uygulanmazsa ne yapılır?
Mahkeme kararına rağmen çocuk gösterilmiyorsa, kararın yerine getirilmesi için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurulabilir. Yeni sistemde çocuk teslimi ve kişisel ilişki işlemleri çocuğun üstün yararı esas alınarak bu müdürlüklerce yürütülmektedir.
9. Görevli mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi olmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür.
10. Yetkili mahkeme neresidir?
Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Boşanma veya evlilik birliğinin korunmasına ilişkin dava içinde talep varsa ilgili özel yetki kuralları ayrıca dikkate alınır.
Sonuç
Çocuk ile üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulması, Türk Medeni Kanunu m. 325 kapsamında istisnai olarak tanınmış bir imkândır. Bu dava türünde temel amaç, üçüncü kişinin çocukla görüşme arzusunu karşılamak değil, çocuğun aile bağlarını, duygusal gelişimini ve üstün yararını korumaktır.
Büyükanne, büyükbaba, dede, nine, kardeş, hala, teyze, amca, dayı, üvey anne, üvey baba veya çocukla güçlü duygusal bağı bulunan diğer kişiler şartları varsa çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteyebilir. Ancak bu hak otomatik değildir. Mahkeme, olağanüstü hâlin bulunup bulunmadığını, kişisel ilişkinin çocuğun menfaatine uygun olup olmadığını, çocuğun yaşını, eğitim ve sağlık durumunu, taraflar arasındaki ilişkiyi, uzman raporlarını ve çocuğun görüşünü birlikte değerlendirir.
Üçüncü kişilerle kişisel ilişki, anne veya babaya tanınan genişlikte olmayabilir. Görüşme süresi, çocuğun düzenini bozmayacak, velayet sahibinin görevini engellemeyecek ve çocuğun ruhsal-bedensel gelişimini olumsuz etkilemeyecek şekilde belirlenmelidir. Gerekirse ilişki kısa süreli, gündüzlü, gözetimli veya aşamalı olarak kurulabilir.
Mahkeme kararına rağmen kişisel ilişki engellenirse, kararın yerine getirilmesi için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurulabilir. Bu süreçte de çocuğun üstün yararı, örselenmemesi ve taraflar arasındaki çatışmadan korunması temel ilkedir.
Hukuk büromuz; çocuk ile üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulması, büyükanne ve büyükbabanın torunla görüşmesi, kardeşler arasında kişisel ilişki, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, kişisel ilişkinin kaldırılması, velayet, çocuk teslimi ve aile mahkemesi süreçlerinde hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
Av. Beyza Nur Değirmencioğlu
Avukat / İstanbul





