İşverenin temel yükümlülüklerinden olan SGK primlerinin eksik yatırılması, yalnızca yasalara aykırı olmakla kalmaz, aynı zamanda işçinin gelecekteki emeklilik ve tazminat haklarında önemli kayıplara yol açar. Bu yazımızda, işçinin bu hak kayıplarına karşı hangi adımları atabileceğini değerlendireceğiz.
İŞVERENİN SİGORTA PRİMİ YATIRMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE İHLALİN SONUÇLARI
İşçi ve işveren arasında akdedilen iş sözleşmeleri (süreli ya da belirsiz süreli fark etmeksizin) uyarınca, SGK primlerini ödeme yükümlülüğü tamamen işverene aittir. İşverenin asli yükümlülüğü, çalışanı sigortalı çalıştırmak ve bununla birlikte çalışanın gerçek maaşını esas almak suretiyle bu maaş üzerinden sigorta primlerini kuruma eksiksiz olarak yatırmaktır. İşçinin kendi hür iradesiyle dahi bu primlerden feragat etme hakkı yoktur.
Ancak pratikte sıklıkla, işverenlerin maliyetleri düşürmek amacıyla işçinin gerçek maaşını (özellikle asgari ücretten fazla maaş alanlarda) asgari ücret üzerinden bildirdiği ve aradaki farkı elden ödediği görülmektedir.
SGK primlerinin eksik yatırılması ya da düşük gösterilmesi, işçi açısından uzun vadede ciddi hak kayıplarına neden olur. Bu kayıpların başında:
- Düşük Emekli Maaşı: Emeklilik maaşı, primlerin yatırıldığı kazanç üzerinden hesaplandığından, düşük prim yatırılması emekli maaşını önemli ölçüde azaltır.
- Düşük Kıdem Tazminatı: İşçi işten ayrılacağı zaman alması gereken kıdem tazminatı tutarı da bu düşük primler nedeniyle azalır.
- Diğer Sosyal Güvenlik Haklarında Eksiklik: İşsizlik ödeneği, geçici iş göremezlik ödeneği gibi diğer sosyal güvenlik hakları da eksik prim yatırılması nedeniyle olumsuz etkilenebilir.
İşverene Uygulanan Yaptırımlar: Sigorta primlerini gerçeğe aykırı olarak eksik ödeyen işveren tespit edildiği takdirde, öncelikle SGK tarafından idari para cezasına maruz kalır. İşveren ayrıca, eksik yatırdığı primleri gecikme zammı ve faizi ile birlikte kuruma tamamlamakla yükümlü olur.
SGK PRİMLERİNİN EKSİK YATIRILMASI DURUMUNDA İŞÇİNİN HAKLI FESİH İMKANI
İş Kanunu, işçinin haklarını koruma altına almış olup, işverenin yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda işçiye sözleşmeyi derhal ve haklı nedenle fesih hakkı tanır.
İşverenin, işçinin gerçek ücretini SGK’ya bildirmeyerek primleri düşük göstermesi veya hiç yatırmaması, İş Kanunu’nun 24. maddesinde belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller arasında kabul edilmektedir. Bu durum, işçi için tek taraflı ve derhal fesih için haklı bir sebeptir.
İŞÇİNİN BAŞVURABİLECEĞİ HUKUKİ YOLLAR
SGK primlerinin eksik yatırıldığını öğrenen bir işçinin hukuki haklarını arayabilmesi için izleyebileceği yollar mevcuttur:
- Şikayet Yolu
İşçi, SGK primlerinin eksik yattığını tespit ettiğinde, bu durumu öncelikle ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bilgi Hattına iletmelidir. Bu bildirimin ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Kurumu, işverenin kayıtlarını denetlemek üzere soruşturma ve denetim sürecini başlatır. Denetim memurlarına maaş bordrosu, banka dökümleri veya ödemeye dair makbuzlar gibi belgelerin gösterilmesi, iddianın ispatında büyük önem taşır. Eksiklik fark edilirse düzeltilir ve işverene idari para cezası kesilir.
- Hizmet Tespit Davası
Şikayet yolunu kullanmadığı takdirde veya bu süreçle paralel olarak işçi, haklarını yargı yoluyla arayabilir. Hizmet tespit davası, eksik veya hiç yatırılmayan primlerin tamamlanması için başvurulan hukuki yoldur.
Bu dava, sigortalı sayılan işlerde çalışanları ilgilendirir ve işe giriş bildirgelerinde yer alan yanlış bilgilerin düzeltilmesi veya hizmet süresinin gerçek başlangıcının tespiti gerektiğinde açılır.
- Davacı ve Davalılar: Davayı işçi (vefat halinde mirasçılar) açar. Davalı olarak işveren gösterilir ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) da davada ihbar edilen taraftır.
- Görevli ve Yetkili Mahkeme: Hizmet tespit davaları İş Mahkemesi’ne açılır. İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme ise işçinin ikametgahının veya iş yerinin bulunduğu yer mahkemesidir.
- Zamanaşımı: Hizmet tespit davalarında zamanaşımı süresi 5 yıldır.
- İspat: İşçi, gerçek maaşının düşük gösterildiğini ispatlarken yazılı veya sözlü deliller, özellikle de tanık beyanları ve belge olarak sunulan maaş bordrosu, banka hesap dökümleri gibi yan delillere başvurabilir.
- Arabuluculuk Şartı: İşçi-işveren uyuşmazlıklarında olduğu gibi, hizmet tespit davalarında da arabuluculuk şartı aranır.
GÜNCEL YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA KONUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Yargıtay, SGK primlerinin eksik yatırılması sorununa ilişkin önemli emsal kararlar vermiş, işçinin haklılığını defalarca teyit etmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi bir kararında, “İşçinin SGK primlerinin gerçek ücretten yatırılmaması ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesinin işçiye iş akdini haklı nedenle fesih imkanı verdiği tartışmasızdır” ifadesini kullanmıştır. Kararda ayrıca, İş Kanunu 24/2/e’deki “ücret” kelimesinin geniş yorumlanması gerektiği, ikramiye, prim, fazla mesai gibi alacakların ödenmemesinin de haklı fesih imkânı tanıdığı belirtilerek kıdem tazminatına hükmedilmesi kararlaştırılmıştır.
Ayrıca, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2014/32499 K. sayılı ilamında, işçiye ödenen ücretin tamamının prime esas kazanç niteliğinde olmasına rağmen, Kuruma sadece asgari ücret tutarındaki kısmının bildirilmesinin prime esas kazancın eksik bildirilmesi anlamına geldiği vurgulanmıştır. Yargıtay, bu eylemin (eksik bildirim), işçiye ileride daha düşük aylık bağlanması sonucu doğuracağı ve bu suretle zarara uğratacağı gerekçesiyle kanuni iş şartlarının uygulanmaması anlamında haklı sebep teşkil ettiğinin altını çizmiştir.
Hatta, emekli olduktan sonra çalışan bir işçi dahi, SGK primlerinin eksik ve düşük ücretten yatırıldığını iddia ettiğinde, Yargıtay bu durumu çalışma koşullarının uygulanmaması olarak değerlendirmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/14941 E., 2018/8895 K. sayılı kararı, SGK primlerinin eksik yatırılmasının işçi açısından çalışma koşullarının uygulanmaması anlamına geldiğinden, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 24/2.f maddesi uyarınca işçinin kıdem tazminatına hak kazandığını belirterek, mahkemenin “emekli olduğu için hak kaybı oluşmaz” gerekçesiyle kıdem tazminatı talebini reddetmesinin hatalı olduğuna hükmetmiştir.
İşçilik alacakları davaları ile hizmet tespit davaları arasındaki ilişki de Yargıtay tarafından netleştirilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2016 tarihli kararı, işçilik alacakları davası sırasında, işçinin hizmet süresinin tespitine ilişkin bağımsız bir dava açmış olması durumunda, hizmet süresine bağlı işçilik alacakları davasının sonucunun, hizmet tespit davasının sonucuna bağlı olduğunu belirtmiştir. Kararda, açılan hizmet tespit davasının taraflar arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ve İş Kanunu’ndan doğan işçilik alacaklarını doğrudan etkilediğinden, hizmet tespiti davası sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği ifade edilerek, aksi yönde eksik inceleme ile karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır. Bu durum, işçinin gerçek prim esas kazancının belirlenmesinin, kıdem tazminatı hesaplaması gibi diğer alacaklar için bir ön sorun teşkil ettiğini göstermektedir.
SONUÇ VE HUKUKİ TAVSİYE
SGK primlerinin işveren tarafından eksik veya düşük gösterilmesi, İş Hukuku bağlamında işçinin en temel haklarının ihlalidir. Bu durum, yalnızca emeklilik hayallerini olumsuz etkilemekle kalmaz, aynı zamanda iş akdinin işçi tarafından haklı nedenle derhal feshedilmesine ve kıdem tazminatına hak kazanılmasına yol açar.
Ancak, özellikle hizmet tespit davalarında 5 yıllık hak düşürücü sürenin bulunması ve eksik sigorta priminin ispatında sadece tanık beyanlarının yeterli olmayıp, yan delillere de başvurulması gerekliliği göz önüne alındığında, bu süreçlerin takibi ciddi bir hukuki uzmanlık gerektirir.
İşçilerin, haklarını korumak ve yasal süreçleri etkin bir şekilde yönetmek amacıyla, maaş bordroları, banka hesap dökümleri ve işyeri kayıtları gibi belgeleri muhafaza etmeleri ve vakit kaybetmeksizin alanında uzman bir iş avukatından hukuki yardım almaları büyük önem taşımaktadır. Hukuki danışmanlık, davanın başarıya ulaşması ve hak kayıplarının önüne geçilmesi için kritik bir adımdır.
