Değirmencioğlu Hukuk ve Danışmanlık
Tüketici Hukuku

Estetik Operasyonlarda Beklenmeyen Sonuçlar ve Hasta Hakları

ÜD
Av. Ümit Değirmencioğlu
23 dk

Estetik operasyonlarda beklenmeyen sonuçlar, aydınlatılmış onam, komplikasyon yönetimi, ayıplı eser sorumluluğu, tüketici başvuru yolları ve tazminat talepleri hakkında kapsamlı değerlendirme.

İçindekiler

  1. 1.I. Estetik Müdahalenin Hukuki Niteliği
  2. 1.1.1. Tıbbi Müdahale ile Estetik Müdahale Arasındaki Fark
  3. 1.2.2. Vekâlet Sözleşmesi Yaklaşımı
  4. 1.3.3. Estetik Operasyonlarda Eser Sözleşmesi Yaklaşımı
  5. 1.4.4. Eser Sözleşmesi Nitelendirmesinin Hasta Açısından Önemi
  6. 2.II. Estetik Müdahalenin Hukuka Uygunluk Şartları
  7. 2.1.1. Müdahale Yetkili Sağlık Personeli Tarafından Yapılmalıdır
  8. 2.2.2. Müdahale Tıp Bilimine ve Tıbbi Standartlara Uygun Olmalıdır
  9. 2.3.3. Estetik Müdahalede Endikasyon Meselesi
  10. 2.4.4. Hastanın Rızası ve Aydınlatılmış Onam Bulunmalıdır
  11. 3.III. Aydınlatılmış Onamın Estetik Operasyonlardaki Önemi
  12. 3.1.1. Aydınlatılmış Onam Nedir?
  13. 3.2.2. Estetik Operasyonlarda Aydınlatma Daha Geniş Olmalıdır
  14. 3.3.3. Genel Onam Formu Her Zaman Yeterli Değildir
  15. 3.4.4. Aydınlatma Eksikse Sonuç Başarılı Olsa Bile Sorumluluk Doğabilir
  16. 4.IV. Beklenmeyen Sonuç, Komplikasyon ve Hatalı Estetik Operasyon Ayrımı
  17. 4.1.1. Beklenmeyen Sonuç Her Zaman Hekim Hatası Değildir
  18. 4.2.2. Komplikasyon Nedir?
  19. 4.3.3. Komplikasyon ile Hekim Hatası Arasındaki Fark
  20. 4.4.4. Ayıplı Sonuç Nedir?
  21. 5.V. Estetik Operasyon Sonrası Hastanın Hakları
  22. 5.1.1. Eser Sözleşmesinde Ayıp Hâlinde Seçimlik Haklar
  23. 5.2.2. Sözleşmeden Dönme ve Bedel İadesi
  24. 5.3.3. Bedelden İndirim
  25. 5.4.4. Ücretsiz Onarım veya Revizyon Operasyonu
  26. 5.5.5. Maddi Tazminat
  27. 5.6.6. Manevi Tazminat
  28. 6.VI. İspat ve Bilirkişi İncelemesi
  29. 6.1.1. Estetik Davalarında İspat Neden Önemlidir?
  30. 6.2.2. Ameliyat Öncesi Fotoğraf, Simülasyon ve Vaatler
  31. 6.3.3. Tıbbi Kayıtlar ve Onam Formları
  32. 6.4.4. Bilirkişi Heyetinin Niteliği
  33. 7.VII. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 Tarihli Kararının Önemi
  34. 7.1.1. Karara Konu Olay
  35. 7.2.2. Estetik Operasyonun Eser Sözleşmesi Sayılması
  36. 7.3.3. Sonuç Taahhüdünün Gerçekleşmemesi
  37. 7.4.4. Komplikasyon Yönetimi ve Aydınlatma Yükümlülüğü
  38. 7.5.5. Bilirkişi Raporunun Uzmanlık Yönünden Yetersizliği
  39. 8.VIII. Görevli Mahkeme ve Başvuru Yolları
  40. 8.1.1. Özel Hastane veya Özel Kliniklerde Yapılan Estetik İşlemler
  41. 8.2.2. Tüketici Mahkemesi Öncesi Arabuluculuk
  42. 8.3.3. Kamu Hastanesinde Yapılan Estetik İşlemler
  43. 8.4.4. Zamanaşımı ve Süreler
  44. 9.IX. Estetik Operasyon Sonrası Hasta Ne Yapmalıdır?
  45. 9.1.1. Tıbbi Kayıtları Eksiksiz Almalıdır
  46. 9.2.2. Ameliyat Öncesi ve Sonrası Fotoğraflar Saklanmalıdır
  47. 9.3.3. Hekim veya Sağlık Kuruluşuyla Yazılı İletişim Kurulmalıdır
  48. 9.4.4. Bağımsız Tıbbi Görüş Alınmalıdır
  49. 9.5.5. Revizyon Operasyonu Öncesi Delil Toplanmalıdır
  50. 9.6.6. Noter İhtarnamesi veya Yazılı Başvuru Değerlendirilmelidir
  51. 10.X. Hekim ve Sağlık Kuruluşları Nelere Dikkat Etmelidir?
  52. 10.1.1. Gerçekçi Olmayan Vaatlerden Kaçınılmalıdır
  53. 10.2.2. Aydınlatma Kişiye Özel Yapılmalıdır
  54. 10.3.3. Operasyon Öncesi Fotoğraf ve Ölçüm Kayıtları Tutulmalıdır
  55. 10.4.4. Komplikasyon Yönetimi Belgelenmelidir
  56. 10.5.5. Hasta Dosyası Eksiksiz Tutulmalıdır
  57. 11.XI. Sıkça Sorulan Sorular
  58. 11.1.1. Estetik operasyon hukuken eser sözleşmesi midir?
  59. 11.2.2. Estetik ameliyatta hekim sonucu garanti eder mi?
  60. 11.3.3. Ameliyat sonucu beğenilmezse tazminat alınabilir mi?
  61. 11.4.4. Komplikasyon olursa hekim sorumlu olur mu?
  62. 11.5.5. Aydınlatılmış onam formu imzalamak hekimin sorumluluğunu tamamen kaldırır mı?
  63. 11.6.6. Estetik operasyon sonrası hangi haklar talep edilebilir?
  64. 11.7.7. Estetik operasyon davasında görevli mahkeme hangisidir?
  65. 11.8.8. Tüketici Mahkemesinde dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?
  66. 11.9.9. Kamu hastanesinde yapılan estetik işlemde nereye başvurulur?
  67. 11.10.10. Estetik operasyon davalarında bilirkişi raporu neden önemlidir?
  68. 12.Sonuç

Estetik operasyonlar, günümüzde yalnızca sağlık alanının değil, aynı zamanda tüketici hukuku, borçlar hukuku ve tıp hukukunun da en önemli uyuşmazlık konularından biri hâline gelmiştir. Burun estetiği, meme estetiği, karın germe, liposuction, yüz germe, saç ekimi, diş estetiği, dolgu, botoks ve benzeri işlemler çoğu zaman doğrudan tedavi amacıyla değil, kişinin dış görünümünde belirli bir sonucun elde edilmesi amacıyla yapılmaktadır.

Bu nedenle estetik müdahalelerde hasta ile hekim veya sağlık kuruluşu arasındaki hukuki ilişki, klasik tedavi ilişkisinden farklı değerlendirilir. Tedavi amaçlı tıbbi müdahalelerde hekim genellikle hastayı iyileştirmek için gerekli dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür; ancak her durumda kesin iyileşme sonucunu garanti etmez. Buna karşılık salt güzelleştirme amacı taşıyan estetik müdahalelerde, hastanın belirli bir görünüm veya sonuç beklentisi vardır. İşte bu nedenle Yargıtay uygulamasında estetik amaçlı müdahaleler çoğunlukla eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Eser sözleşmesi olarak kabul edilen estetik müdahalelerde hekim veya sağlık kuruluşu yalnızca özenli davranmakla değil, aynı zamanda kararlaştırılan estetik sonuca uygun bir “eser” meydana getirmekle de yükümlü kabul edilebilir. Ancak bu durum, her memnuniyetsiz hastanın otomatik olarak tazminat alacağı anlamına gelmez. Uyuşmazlıkta operasyonun amacı, hastaya verilen vaatler, aydınlatılmış onamın kapsamı, tıbbi standarda uygunluk, komplikasyon yönetimi, ortaya çıkan sonucun objektif olarak ayıplı olup olmadığı ve zarar ile müdahale arasındaki illiyet bağı birlikte değerlendirilir.


I. Estetik Müdahalenin Hukuki Niteliği

1. Tıbbi Müdahale ile Estetik Müdahale Arasındaki Fark

Tıbbi müdahale, genel olarak hastalığın teşhisi, tedavisi, önlenmesi veya kişinin sağlığının korunması amacıyla yapılan müdahaledir. Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun teşhis, tedavi ve bakım isteme hakkına sahiptir; tababet ilkelerine ve mevzuata aykırı veya aldatıcı nitelikte teşhis ve tedavi yapılamaz.

Estetik müdahalelerde ise çoğu zaman hastalığı tedavi etmekten ziyade kişinin dış görünümünde arzu ettiği değişikliğin sağlanması amaçlanır. Elbette her estetik işlem yalnızca güzelleştirme amacı taşımaz. Örneğin travma, yanık, doğumsal şekil bozukluğu, solunum problemi veya fonksiyonel bozuklukların giderilmesi amacıyla yapılan rekonstrüktif müdahalelerde tedavi boyutu ağır basabilir. Buna karşılık salt görünüm değişikliği amacıyla yapılan burun estetiği, meme estetiği, yüz germe, liposuction veya benzeri işlemlerde sonuç beklentisi daha belirgin hâle gelir.

Bu ayrım, hekimin sorumluluğunun belirlenmesinde önemlidir. Tedavi amaçlı müdahalelerde vekâlet sözleşmesi yaklaşımı öne çıkarken, estetik amaçlı müdahalelerde eser sözleşmesi hükümleri daha fazla uygulanmaktadır.

2. Vekâlet Sözleşmesi Yaklaşımı

Hekim ile hasta arasındaki klasik tedavi ilişkisi çoğu zaman vekâlet sözleşmesi niteliğinde kabul edilir. Vekâlet ilişkisinde hekim, hastanın tedavisi için tıp biliminin gerektirdiği dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Ancak her hastalığın iyileşmesi, her ameliyatın istenilen sonucu vermesi veya her tedavinin başarıyla sonuçlanması mutlak olarak garanti edilmez.

Bu nedenle tedavi amaçlı tıbbi müdahalelerde hekimin sorumluluğu genellikle “sonucun garanti edilmemesi, ancak özen borcunun ihlali hâlinde sorumluluk doğması” ilkesi üzerinden değerlendirilir.

3. Estetik Operasyonlarda Eser Sözleşmesi Yaklaşımı

Estetik müdahalelerde ise hasta belirli bir sonucun ortaya çıkmasını bekler. Örneğin burun şeklinin düzeltilmesi, yüz konturunun değiştirilmesi, meme formunun belirli ölçüye getirilmesi veya saç ekiminde belirli yoğunluğun sağlanması gibi sonuçlar, hastanın işlemden beklediği temel faydayı oluşturur.

Türk Borçlar Kanunu m. 470’e göre eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin ise bunun karşılığında bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Estetik müdahale eser sözleşmesi olarak değerlendirildiğinde, hekim veya sağlık kuruluşu yüklenici; hasta ise iş sahibi konumuna yaklaşır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 25.06.2025 tarihli, 2025/1714 E. ve 2025/2538 K. sayılı kararında da estetik ameliyatın tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Kararda, eser sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran temel unsurun sonuç sorumluluğu olduğu; estetik amaçlı müdahalede kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının sözleşmenin konusu olduğu vurgulanmıştır.

4. Eser Sözleşmesi Nitelendirmesinin Hasta Açısından Önemi

Estetik müdahalenin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi, hasta açısından önemli sonuçlar doğurur. Çünkü bu durumda uyuşmazlık yalnızca hekimin özenli davranıp davranmadığı üzerinden değil, aynı zamanda vaat edilen veya kararlaştırılan sonucun ortaya çıkıp çıkmadığı üzerinden de değerlendirilir.

Bu kapsamda şu sorular önem kazanır:

  • Hastaya belirli bir estetik sonuç vaat edildi mi?
  • Operasyon öncesi simülasyon, çizim, fotoğraf veya ölçüm üzerinden belirli görünüm hedefi belirlendi mi?
  • Operasyon sonrası ortaya çıkan sonuç, objektif olarak bu hedefe uygun mu?
  • Sonuçtaki bozukluk komplikasyon mu, ayıp mı, tıbbi hata mı?
  • Hasta komplikasyonlar konusunda yeterince aydınlatıldı mı?
  • Komplikasyon geliştiyse hekim bunu doğru yönetti mi?
  • Sonucun başarısızlığı hastanın kendi davranışlarından mı, bünyesel özelliklerinden mi, yoksa hekimin işleminden mi kaynaklandı?

Bu sorular cevaplanmadan estetik operasyonun hukuki sorumluluğu hakkında kesin sonuca varılamaz.


II. Estetik Müdahalenin Hukuka Uygunluk Şartları

1. Müdahale Yetkili Sağlık Personeli Tarafından Yapılmalıdır

Estetik müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için işlemin yetkili sağlık personeli tarafından yapılması gerekir. Cerrahi estetik operasyonlar, alanında yetkili hekimler tarafından ve gerekli tıbbi donanıma sahip sağlık kuruluşlarında gerçekleştirilmelidir.

Yetkisiz kişiler tarafından yapılan dolgu, botoks, lazer, saç ekimi, cerrahi işlem veya benzeri müdahaleler hem hastanın sağlığı bakımından ciddi risk oluşturur hem de hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir. Estetik işlemin güzellik merkezi, merdiven altı işletme veya yetkisiz kişiler tarafından yapılması hâlinde zarar gören kişi, tazminat ve gerektiğinde ceza hukuku yollarına başvurabilir.

2. Müdahale Tıp Bilimine ve Tıbbi Standartlara Uygun Olmalıdır

Estetik operasyon, tıp biliminin kabul ettiği yöntemlerle ve güncel tıbbi standartlara uygun şekilde yapılmalıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın modern tıbbi bilgi ve teknolojiye uygun teşhis, tedavi ve bakım isteme hakkı olduğunu; tababet ilkelerine aykırı veya aldatıcı nitelikte teşhis ve tedavi yapılamayacağını düzenlemektedir.

Bu nedenle hekimin yalnızca sonucu hedeflemesi yeterli değildir. Uygulanan yöntem, ameliyat öncesi hazırlık, sterilizasyon, anestezi, operasyon tekniği, ameliyat sonrası takip, komplikasyon yönetimi ve kayıt düzeni de tıbbi standartlara uygun olmalıdır.

3. Estetik Müdahalede Endikasyon Meselesi

Tıbbi müdahalelerde kural olarak tıbbi gereklilik, yani endikasyon aranır. Ancak estetik müdahalelerde endikasyon kavramı daha geniş değerlendirilir. Salt görünüm değişikliği talebi, kişinin psikolojik ve sosyal iyilik hâliyle bağlantılı olabilir. Bu nedenle estetik işlemlerde psikolojik veya sosyal endikasyon da gündeme gelebilir.

Ancak bu geniş yorum sınırsız değildir. Hekim, hastanın talep ettiği müdahalenin tıbbi açıdan uygun olup olmadığını, hastanın beklentisinin gerçekçi olup olmadığını, müdahalenin risklerini ve hastanın sağlığı bakımından sakınca doğurup doğurmayacağını değerlendirmelidir. Tıbbi açıdan açıkça sakıncalı, hastaya zarar verme ihtimali yüksek veya gerçekçi olmayan talepler karşısında hekimin müdahaleyi reddetmesi gerekebilir.

4. Hastanın Rızası ve Aydınlatılmış Onam Bulunmalıdır

Estetik müdahalenin hukuka uygun olabilmesi için hastanın rızası gerekir. Ancak yalnızca imza alınması yeterli değildir. Bu rızanın geçerli olabilmesi için hasta, yapılacak işlem hakkında yeterince bilgilendirilmiş olmalıdır.

Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15, hastaya hastalığın veya durumun seyri, tıbbi müdahalenin kim tarafından, nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı, alternatif yöntemler, bu yöntemlerin riskleri, muhtemel komplikasyonlar, müdahaleyi reddetme hâlinde doğabilecek sonuçlar ve gerekli diğer hususlarda bilgi verilmesini öngörmektedir.

Estetik operasyonlarda aydınlatma yükümlülüğü daha da önemlidir. Çünkü bu işlemler çoğu zaman acil veya zorunlu tedavi amacıyla yapılmaz. Hasta, işlemi yaptırmama seçeneğine sahip olduğundan, riskleri ve olası sonuçları tam olarak bilerek karar vermelidir.


III. Aydınlatılmış Onamın Estetik Operasyonlardaki Önemi

1. Aydınlatılmış Onam Nedir?

Aydınlatılmış onam, hastanın yapılacak müdahalenin niteliği, amacı, yöntemi, riskleri, alternatifleri ve sonuçları hakkında yeterli şekilde bilgilendirildikten sonra özgür iradesiyle müdahaleye rıza göstermesidir.

Bu kavram yalnızca form imzalatılmasından ibaret değildir. Hastaya anlaşılır bir dille bilgi verilmeli, hastanın soruları cevaplanmalı, hasta düşünme ve karar verme imkânına sahip olmalı, işlem aceleye getirilmemeli ve aydınlatma kişiye özel yapılmalıdır.

2. Estetik Operasyonlarda Aydınlatma Daha Geniş Olmalıdır

Estetik operasyonlarda hasta çoğu zaman zorunlu bir tıbbi tedavi değil, görünüm değişikliği amacıyla işlem yaptırmaktadır. Bu nedenle hekimin aydınlatma yükümlülüğü daha geniştir. Hasta yalnızca ameliyatın nasıl yapılacağını değil, sonucun garanti edilemeyen yönlerini, komplikasyon ihtimallerini, revizyon operasyonu gerekebileceğini, iz kalabileceğini, asimetri oluşabileceğini, beklentinin tam karşılanmayabileceğini ve iyileşme sürecinin kişiden kişiye değişebileceğini bilmelidir.

Örneğin burun estetiğinde solunum problemleri, koku alma sorunları, asimetri, burun ucu düşmesi, revizyon ihtimali, ödem süresi ve nihai sonucun zaman içinde oturacağı; meme estetiğinde kapsül kontraktürü, iz, asimetri, implant değişimi gerekliliği; liposuction işleminde dalgalanma, düzensizlik, sarkma ve cilt elastikiyeti gibi riskler hastaya açıkça anlatılmalıdır.

3. Genel Onam Formu Her Zaman Yeterli Değildir

Uygulamada hastalara çoğu zaman standart ve genel nitelikli onam formları imzalatılmaktadır. Ancak genel ifadelerle hazırlanmış, kişiye özgü riskleri ve işlemin somut özelliklerini içermeyen formlar her zaman yeterli görülmeyebilir.

Estetik operasyonlarda onam formunda özellikle şu bilgiler yer almalıdır:

  • Yapılacak işlemin açık adı ve kapsamı,
  • İşlemin hangi bölgede ve hangi teknikle yapılacağı,
  • Beklenen sonucun ne olduğu,
  • Sonucun hangi sınırlar içinde değişebileceği,
  • Alternatif yöntemler,
  • İşlemin genel ve özel riskleri,
  • Komplikasyon ihtimalleri,
  • Revizyon operasyonu ihtimali,
  • İyileşme süreci,
  • İz, asimetri, fonksiyon kaybı veya doku kaybı gibi riskler,
  • Hastanın işlem sonrası uyması gereken kurallar.

Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre bilgilendirme mümkün olduğunca sade, tereddüt ve şüpheye yer vermeyecek şekilde, hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun ve anlayabileceği biçimde yapılmalıdır.

4. Aydınlatma Eksikse Sonuç Başarılı Olsa Bile Sorumluluk Doğabilir

Aydınlatılmış onam, hastanın kendi vücudu üzerinde karar verme hakkıyla ilgilidir. Bu nedenle hasta yeterince bilgilendirilmeden estetik operasyona alınmışsa, ortaya çıkan sonuç teknik olarak başarılı olsa bile hukuki sorumluluk gündeme gelebilir.

Özellikle hasta, kendisine anlatılmayan bir riskle karşılaşmışsa veya bilgilendirilmiş olsaydı bu müdahaleyi yaptırmayacağını ileri sürüyorsa, onamın geçerliliği tartışılır. Bu durumda hekimin yalnızca “ameliyat tıbben doğru yapıldı” savunması her zaman yeterli olmayabilir.


IV. Beklenmeyen Sonuç, Komplikasyon ve Hatalı Estetik Operasyon Ayrımı

1. Beklenmeyen Sonuç Her Zaman Hekim Hatası Değildir

Estetik operasyon sonrası hastanın beklediği sonucu elde edememesi her zaman hekimin kusurlu olduğu anlamına gelmez. İnsan vücudu kişiden kişiye farklı reaksiyon gösterebilir. İyileşme süreci, cilt yapısı, doku kalitesi, genetik özellikler, hastanın ameliyat sonrası talimatlara uyup uymaması ve bünyesel faktörler sonucu etkileyebilir.

Bu nedenle estetik operasyon uyuşmazlıklarında yalnızca hastanın memnuniyetsizliği değil, ortaya çıkan sonucun tıbbi ve hukuki açıdan ayıp veya kusur oluşturup oluşturmadığı araştırılır.

2. Komplikasyon Nedir?

Komplikasyon, tıbbi müdahale tıp kurallarına uygun yapılmış olsa bile ortaya çıkabilen, müdahalenin bilinen ve öngörülebilir risklerinden biridir. Enfeksiyon, kanama, skar dokusu, asimetri, ödem, duyu kaybı, doku iyileşme sorunları veya revizyon ihtiyacı bazı işlemler bakımından komplikasyon olarak değerlendirilebilir.

Ancak bir olayın komplikasyon sayılabilmesi için iki önemli şart vardır: Hasta bu risk konusunda önceden yeterince aydınlatılmış olmalı ve komplikasyon ortaya çıktıktan sonra süreç tıbbi kurallara uygun şekilde yönetilmelidir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli kararında da komplikasyonlarda aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılmasının yüklenicinin sorumluluğunda olduğu açıkça belirtilmiştir.

3. Komplikasyon ile Hekim Hatası Arasındaki Fark

Komplikasyon, tıp biliminin kabul ettiği bir riskin uygun müdahaleye rağmen gerçekleşmesidir. Hekim hatası ise tıbbi standarda aykırı işlem, yanlış teknik, eksik değerlendirme, yetersiz takip, sterilizasyon ihlali, gerekli önlemlerin alınmaması veya komplikasyonun kötü yönetilmesi gibi kusurlu davranışlardan kaynaklanır.

Örneğin ameliyat sonrası enfeksiyon her zaman doğrudan hekim hatası olmayabilir. Ancak sterilizasyon kurallarına uyulmamış, enfeksiyon bulguları görmezden gelinmiş veya gerekli tedavi geciktirilmişse sorumluluk doğabilir.

4. Ayıplı Sonuç Nedir?

Estetik müdahale eser sözleşmesi olarak değerlendirildiğinde, ortaya çıkan sonuç hastanın kararlaştırılan amacını karşılamıyorsa, objektif olarak kabul edilemeyecek bir bozukluk içeriyorsa veya tıbbi-estetik standartlara uygun değilse ayıplı eser gündeme gelebilir.

Örneğin burun estetiğinden sonra belirgin eğrilik kalması, vaat edilen formun hiç oluşmaması, ciddi asimetri meydana gelmesi, yüz germe sonrası kabul edilemez izler kalması, saç ekiminde vaat edilen yoğunluğun sağlanmaması veya operasyonun hastanın görünümünü objektif olarak daha olumsuz hâle getirmesi ayıplı eser iddiasına konu olabilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli kararında, davalının ilk operasyon sonrası iki kez daha operasyon geçirmesinin eser sözleşmesi gereği sonuç taahhüdünün gerçekleşmediğini ortaya koyduğu belirtilmiştir.


V. Estetik Operasyon Sonrası Hastanın Hakları

1. Eser Sözleşmesinde Ayıp Hâlinde Seçimlik Haklar

Estetik müdahale eser sözleşmesi olarak değerlendirildiğinde, ayıplı eser hükümleri gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu m. 475’e göre eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde iş sahibi; sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme veya aşırı masraf gerektirmiyorsa eserin ücretsiz onarılmasını isteme seçimlik haklarından birini kullanabilir.

Estetik operasyonlarda bu seçimlik haklar somut olayın niteliğine göre uygulanır. Ancak insan vücudu üzerinde gerçekleşmiş bir işlem söz konusu olduğundan, “eserin iadesi” gibi klasik eser sözleşmesi kavramları estetik operasyonlara doğrudan ve mekanik biçimde uygulanmaz. Mahkeme, tazminat, bedel iadesi, bedelden indirim veya revizyon giderleri gibi sonuçları somut olaya göre değerlendirir.

2. Sözleşmeden Dönme ve Bedel İadesi

Eğer estetik operasyon sonucu hastanın kabul etmeye zorlanamayacağı derecede başarısız, ayıplı veya sözleşmeye aykırı ise hasta ödediği bedelin iadesini talep edebilir. Bu talep özellikle operasyonun vaat edilen sonucu hiç sağlamadığı, hastanın görünümünü ciddi biçimde bozduğu veya hastanın yeniden operasyon geçirmek zorunda kaldığı durumlarda gündeme gelebilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli kararına konu olayda, estetik operasyon sonrası burunda eğrilik oluşması ve hastanın iki kez daha operasyon geçirmesi, sonuç taahhüdünün gerçekleşmediği yönünde değerlendirilmiştir.

3. Bedelden İndirim

Operasyon sonucunda tamamen başarısızlık yoksa, ancak vaat edilen estetik sonuç kısmen sağlanamamışsa bedelden indirim talep edilebilir. Örneğin sonuç kabul edilebilir olmakla birlikte belirgin estetik eksiklikler varsa veya hasta ek işlem yaptırmadan yaşantısına devam edebiliyorsa, ayıp oranında bedel indirimi gündeme gelebilir.

Bu durumda bilirkişi, yapılan işlem bedeli, ayıbın derecesi, estetik sonucun objektif durumu ve hastanın katlanmak zorunda kaldığı eksikliği değerlendirir.

4. Ücretsiz Onarım veya Revizyon Operasyonu

Estetik operasyonlarda ücretsiz onarım, çoğu zaman revizyon operasyonu şeklinde gündeme gelir. Hekim veya sağlık kuruluşu, ayıbın giderilmesi için masrafları kendisine ait olmak üzere düzeltici işlem yapmayı teklif edebilir.

Ancak revizyon operasyonu her zaman hasta açısından uygun veya güvenli olmayabilir. Hasta aynı hekime güvenini kaybetmişse, yeni operasyon tıbbi risk taşıyorsa veya düzeltme başka uzmanlık gerektiriyorsa, revizyonun nasıl ve kim tarafından yapılacağı ayrıca tartışılabilir. Bu durumda hastanın başka bir hekimde yaptırdığı düzeltme operasyonuna ilişkin masraflar da tazminat konusu olabilir.

5. Maddi Tazminat

Hatalı veya ayıplı estetik operasyon nedeniyle hasta maddi zarara uğramışsa, bu zararların tazminini talep edebilir. Maddi tazminat kapsamında şunlar gündeme gelebilir:

  • Ödenen operasyon bedeli,
  • Hastane ve ameliyat giderleri,
  • Revizyon operasyonu masrafları,
  • İlaç, pansuman ve tedavi giderleri,
  • Yol ve konaklama giderleri,
  • İş gücü kaybı,
  • Geçici veya sürekli çalışma gücü kaybı,
  • Bakıcı veya refakatçi giderleri,
  • Yeni uzman muayene ve rapor giderleri.

Yargıtay’ın 2025 tarihli kararında da estetik operasyonun eser sözleşmesi niteliği vurgulanmış; istenilen sonuca ulaşılamaması ve burunda eğrilik oluşması nedeniyle yapılan masrafların tazmini konusu değerlendirilmiştir.

6. Manevi Tazminat

Estetik operasyonlar doğrudan kişinin bedeni, görünümü, özgüveni ve sosyal yaşamı üzerinde etkili olduğundan, başarısız veya hatalı işlem manevi zarar doğurabilir. Hastanın yüzünde veya vücudunda kalıcı iz, şekil bozukluğu, asimetri, sosyal hayattan çekilme, psikolojik yıpranma veya özgüven kaybı oluşmuşsa manevi tazminat talep edilebilir.

Manevi tazminat miktarı belirlenirken müdahalenin türü, ortaya çıkan zararın ağırlığı, kusur durumu, hastanın yaşı, sosyal etkiler, kalıcılık, revizyon ihtimali ve olayın bütün özellikleri dikkate alınır.


VI. İspat ve Bilirkişi İncelemesi

1. Estetik Davalarında İspat Neden Önemlidir?

Estetik operasyon davalarında en kritik aşama ispattır. Çünkü “güzellik” veya “estetik memnuniyet” kişiden kişiye değişebilir. Hukuk ise öznel beğeniden ziyade objektif ölçütlere göre değerlendirme yapar.

Mahkeme, hastanın yalnızca “beğenmedim” beyanıyla karar vermez. Operasyon öncesi ve sonrası fotoğraflar, tıbbi kayıtlar, doktorun vaatleri, simülasyonlar, onam formları, ameliyat notları, epikriz raporları, kontrol kayıtları, bilirkişi raporu ve varsa revizyon operasyonu belgeleri birlikte incelenir.

2. Ameliyat Öncesi Fotoğraf, Simülasyon ve Vaatler

Estetik operasyonlarda ameliyat öncesi fotoğraflar, çizimler, simülasyonlar ve hekimin hastaya gösterdiği örnekler son derece önemlidir. Çünkü bunlar, tarafların hangi sonucu hedeflediğini ortaya koyabilir.

Eğer hekim hastaya belirli bir görünüm vaat etmiş, simülasyon üzerinden sonuç göstermiş veya “bu görüntü elde edilecek” şeklinde güven vermişse, ortaya çıkan sonucun bu vaatle karşılaştırılması gerekir.

3. Tıbbi Kayıtlar ve Onam Formları

Hasta dosyası, ameliyat notu, anestezi kayıtları, epikriz, kontrol kayıtları, fotoğraflar, reçeteler, revizyon önerileri ve onam formları davanın temel delilleridir. Hasta, sağlık kuruluşundan tıbbi kayıtlarının bir suretini isteme hakkına sahiptir. Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16’ya göre hasta, sağlık durumu ile ilgili bilgileri bulunan dosya ve kayıtları doğrudan veya vekili aracılığıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir.

Bu nedenle estetik operasyon sonrası uyuşmazlık yaşayan hasta, öncelikle tüm tıbbi kayıtlarını eksiksiz temin etmelidir.

4. Bilirkişi Heyetinin Niteliği

Estetik operasyon davalarında bilirkişi incelemesi çoğu zaman belirleyicidir. Ancak bilirkişi heyetinin doğru uzmanlardan oluşması gerekir. Uyuşmazlık burun estetiği ise plastik cerrahi ve kulak burun boğaz uzmanlığı; diş estetiği ise diş hekimliği ve ilgili uzmanlık; saç ekimi ise dermatoloji/plastik cerrahi ve ilgili teknik uzmanlık; vücut estetiği ise plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzmanlığı gibi alanlar önem kazanır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli kararında da alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı belirtilmiş; heyetteki bilirkişilerin KBB uzmanı ve hesap uzmanı olduğu, dava konusu uyuşmazlık konusunda yeterli uzmanlığa sahip olduklarının kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.

Bu nedenle estetik operasyon davalarında yalnızca herhangi bir tıp uzmanından rapor alınması yeterli olmayabilir. Rapor, uyuşmazlığın niteliğine uygun uzmanlık alanlarından oluşan heyet tarafından hazırlanmalıdır.


VII. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 Tarihli Kararının Önemi

1. Karara Konu Olay

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 25.06.2025 tarihli, 2025/1714 E. ve 2025/2538 K. sayılı kararında uyuşmazlık, estetik operasyon nedeniyle ödenen bedelin iadesine ilişkin tüketici hakem heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. Karara konu olayda hasta, hastanede septum perforasyon onarımı, septoplasti, konka redüksiyonu ve rinoplasti ameliyatı olmuş; ameliyat sonrası burunda eğrilik nedeniyle ikinci kez ameliyat edilmiş, ardından koku alma şikâyeti üzerine başka bir doktor tarafından yeniden ameliyat edilmiştir.

2. Estetik Operasyonun Eser Sözleşmesi Sayılması

Kararda, taraflar arasında TBK m. 470 ve devamında düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu; estetik müdahalenin tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay, estetik ameliyatla kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının ve sürecin sağlıklı şekilde neticelendirilmesinin eser sözleşmesinin konusu olduğunu ifade etmiştir.

3. Sonuç Taahhüdünün Gerçekleşmemesi

Kararda, davalının ilk operasyon sonrası iki kez daha operasyon geçirmesinin eser sözleşmesi gereği sonuç taahhüdünün gerçekleşmediğini ortaya koyduğu değerlendirilmiştir. Bu tespit, estetik operasyonlarda yalnızca ameliyatın teknik olarak yapılmış olmasının yeterli olmadığını; hedeflenen sonucun da değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

4. Komplikasyon Yönetimi ve Aydınlatma Yükümlülüğü

Yargıtay kararında komplikasyonlar bakımından da önemli bir ilke ortaya konulmuştur. Karara göre komplikasyonlarda aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. Bu nedenle hekim veya hastane, yalnızca “bu komplikasyondur” demekle sorumluluktan kurtulamaz; hastanın bu risk konusunda önceden aydınlatıldığını ve komplikasyonun doğru yönetildiğini de ortaya koymalıdır.

5. Bilirkişi Raporunun Uzmanlık Yönünden Yetersizliği

Kararın bir diğer önemli yönü, bilirkişi raporunun niteliğine ilişkindir. Yargıtay, bilirkişi heyetinde uyuşmazlık konusuna uygun uzmanların bulunmamasını raporun hüküm kurmaya elverişliliği bakımından sorunlu görmüştür. Bu yaklaşım, estetik operasyon davalarında bilirkişi heyetinin doğru uzmanlık alanlarından oluşturulmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.


VIII. Görevli Mahkeme ve Başvuru Yolları

1. Özel Hastane veya Özel Kliniklerde Yapılan Estetik İşlemler

Estetik operasyon özel hastane, özel klinik, tıp merkezi veya serbest çalışan hekim tarafından yapılmışsa, hasta çoğu durumda tüketici sıfatıyla hareket eder. Bu durumda uyuşmazlık tüketici işlemi niteliği taşıyabilir ve görevli merci, uyuşmazlık değerine göre Tüketici Hakem Heyeti veya Tüketici Mahkemesi olabilir.

2026 yılı için değeri 186.000 TL’nin altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetlerine başvurulabileceği Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanmıştır. Bu sınırı aşan uyuşmazlıklarda ise kural olarak Tüketici Mahkemesi gündeme gelir.

2. Tüketici Mahkemesi Öncesi Arabuluculuk

Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması kural olarak dava şartıdır. 6502 sayılı Kanun’a eklenen 73/A maddesi, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı olarak düzenlemiştir.

Bu nedenle estetik operasyon nedeniyle özel hastane, klinik veya hekime karşı Tüketici Mahkemesinde dava açılacaksa, dava öncesinde arabuluculuk sürecinin işletilmesi gerekir. Arabuluculuk son tutanağı alınmadan açılacak dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir.

3. Kamu Hastanesinde Yapılan Estetik İşlemler

Estetik işlem kamu hastanesinde, şehir hastanesinde, devlet üniversitesi hastanesinde veya kamu tüzel kişiliği kapsamında yapılmışsa uyuşmazlık farklı değerlendirilebilir. Bu durumda hizmet kusuru ve idari yargı ihtimali gündeme gelir. Kamu hastanelerinde yapılan tıbbi müdahalelerden kaynaklanan zararlar bakımından çoğu durumda idare mahkemesinde tam yargı davası açılması gerekir.

Bu ayrım önemlidir. Çünkü özel hastane uyuşmazlığında Tüketici Mahkemesi ve arabuluculuk süreci gündeme gelebilirken, kamu hastanesinde idari başvuru ve idare mahkemesi süreci söz konusu olabilir.

4. Zamanaşımı ve Süreler

Estetik operasyonun eser sözleşmesi olarak değerlendirildiği durumlarda, eser sözleşmesinden doğan talepler bakımından Türk Borçlar Kanunu’ndaki zamanaşımı hükümleri dikkate alınır. TBK m. 147/6 kapsamında eser sözleşmesinden doğan alacaklarda beş yıllık zamanaşımı süresi kabul edilmektedir.

Ancak olayda ağır kusur, haksız fiil, ceza hukuku boyutu, tüketici hukuku hükümleri, kamu hastanesi veya idari yargı süreci gibi farklı unsurlar varsa süreler değişebilir. Bu nedenle hasta, zararı öğrendiği anda tıbbi kayıtlarını temin etmeli ve hukuki süreci geciktirmemelidir.


IX. Estetik Operasyon Sonrası Hasta Ne Yapmalıdır?

1. Tıbbi Kayıtları Eksiksiz Almalıdır

Hasta, ameliyat öncesi görüşme notları, onam formları, ameliyat notu, epikriz, reçeteler, kontrol kayıtları, fotoğraflar, revizyon önerileri ve tüm tetkik sonuçlarını sağlık kuruluşundan istemelidir. Hasta Hakları Yönetmeliği hastaya dosya ve kayıtlarını inceleme ve suret alma hakkı tanımaktadır.

2. Ameliyat Öncesi ve Sonrası Fotoğraflar Saklanmalıdır

Estetik uyuşmazlıklarda görsel karşılaştırma çok önemlidir. Hasta ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflarını, hekimin çektiği klinik fotoğrafları, kendi çektiği tarihli görüntüleri ve varsa simülasyon kayıtlarını saklamalıdır.

3. Hekim veya Sağlık Kuruluşuyla Yazılı İletişim Kurulmalıdır

Operasyon sonrası memnuniyetsizlik, ağrı, şekil bozukluğu, asimetri, fonksiyon kaybı veya başka bir sorun varsa sağlık kuruluşuna yazılı başvuru yapılmalıdır. Sözlü şikâyetler ileride ispatta zorluk yaratabilir.

4. Bağımsız Tıbbi Görüş Alınmalıdır

Hasta, mümkünse aynı alanda uzman başka bir hekimden değerlendirme almalıdır. Ancak bu görüşün dava açısından kullanılabilmesi için yazılı ve teknik içerikli olması önemlidir. İleride mahkeme yine bilirkişi incelemesi yaptıracaktır; ancak ön değerlendirme dava stratejisinin belirlenmesine yardımcı olur.

5. Revizyon Operasyonu Öncesi Delil Toplanmalıdır

Hasta revizyon operasyonu yaptırmadan önce mevcut bozukluğu ve zararı belgelemelidir. Çünkü revizyon sonrası ilk operasyonun neden olduğu kusurun tespiti zorlaşabilir. Bu nedenle fotoğraf, rapor, uzman görüşü ve tıbbi kayıtlar revizyon öncesinde toplanmalıdır.

6. Noter İhtarnamesi veya Yazılı Başvuru Değerlendirilmelidir

Özel sağlık kuruluşuna veya hekime karşı talep ileri sürülmeden önce noter ihtarnamesi gönderilmesi faydalı olabilir. İhtarnamede operasyon tarihi, yapılan işlem, ortaya çıkan sorunlar, talep edilen haklar ve varsa maddi zarar kalemleri açıkça belirtilmelidir.


X. Hekim ve Sağlık Kuruluşları Nelere Dikkat Etmelidir?

1. Gerçekçi Olmayan Vaatlerden Kaçınılmalıdır

Estetik işlemlerde hekimler, hastaya gerçekçi olmayan kesin sonuç vaatlerinden kaçınmalıdır. “Kesin böyle olacak”, “hiç iz kalmayacak”, “tam simetrik olacak”, “garanti sonuç” gibi ifadeler ileride aleyhe delil olarak kullanılabilir.

Bunun yerine tıbbi olasılıklar, kişinin anatomik yapısı, iyileşme süreci, sınırlamalar ve riskler açıkça anlatılmalıdır.

2. Aydınlatma Kişiye Özel Yapılmalıdır

Standart onam formu yanında hastanın özel durumu, cilt yapısı, önceki ameliyatları, kronik hastalıkları, sigara kullanımı, ilaçları ve beklentileri dikkate alınarak kişisel aydınlatma yapılmalıdır. Aydınlatmanın kapsamı dosyada kayıt altına alınmalıdır.

3. Operasyon Öncesi Fotoğraf ve Ölçüm Kayıtları Tutulmalıdır

Estetik operasyonlarda ameliyat öncesi fotoğraflar, ölçümler, çizimler ve planlama kayıtları hem tıbbi hem hukuki açıdan önemlidir. Operasyon sonrası sonuç bu kayıtlarla karşılaştırılır.

4. Komplikasyon Yönetimi Belgelenmelidir

Komplikasyon geliştiğinde hastanın bilgilendirilmesi, çağrılması, kontrol edilmesi, gerekli tedavinin başlanması ve takip edilmesi gerekir. Bu süreç eksik veya kayıt dışı yürütülürse, komplikasyon savunması zayıflayabilir.

5. Hasta Dosyası Eksiksiz Tutulmalıdır

Tıbbi kayıtların eksikliği çoğu zaman sağlık kuruluşu aleyhine değerlendirilir. Ameliyat notu, onam formu, kontrol kayıtları, fotoğraflar, kullanılan malzemeler, komplikasyon yönetimi ve hasta bilgilendirmeleri dosyada bulunmalıdır.


XI. Sıkça Sorulan Sorular

1. Estetik operasyon hukuken eser sözleşmesi midir?

Salt estetik amaçlı müdahaleler Yargıtay uygulamasında çoğunlukla eser sözleşmesi olarak kabul edilmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 25.06.2025 tarihli kararında da estetik ameliyatın tedavi sözleşmesinden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

2. Estetik ameliyatta hekim sonucu garanti eder mi?

Eser sözleşmesi yaklaşımı nedeniyle estetik müdahalelerde hekimin kararlaştırılan sonuca ulaşma yükümlülüğü daha güçlüdür. Ancak bu garanti sınırsız değildir. Komplikasyon, hastanın bünyesel özellikleri, aydınlatılmış onam, hastanın ameliyat sonrası talimatlara uyup uymaması ve tıbbi standarda uygunluk ayrıca değerlendirilir.

3. Ameliyat sonucu beğenilmezse tazminat alınabilir mi?

Yalnızca subjektif beğenmeme tazminat için yeterli değildir. Sonucun objektif olarak ayıplı olması, vaat edilen veya kararlaştırılan amaca uygun olmaması, tıbbi hata bulunması, aydınlatma eksikliği veya zararın ispatlanması gerekir.

4. Komplikasyon olursa hekim sorumlu olur mu?

Komplikasyon tek başına her zaman sorumluluk doğurmaz. Ancak hasta komplikasyon konusunda yeterince aydınlatılmamışsa veya komplikasyon doğru yönetilmemişse sorumluluk doğabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de komplikasyonlarda aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılmasının yüklenicinin sorumluluğunda olduğunu belirtmiştir.

5. Aydınlatılmış onam formu imzalamak hekimin sorumluluğunu tamamen kaldırır mı?

Hayır. Onam formu önemlidir; ancak içeriği genel, eksik veya kişiye özgü değilse yeterli olmayabilir. Hasta, yapılacak müdahale, riskler, komplikasyonlar, alternatifler ve reddetme hâlindeki sonuçlar konusunda anlaşılır şekilde bilgilendirilmelidir. Hasta Hakları Yönetmeliği m. 15 bilgilendirmenin kapsamını ayrıntılı şekilde düzenlemektedir.

6. Estetik operasyon sonrası hangi haklar talep edilebilir?

Somut olaya göre operasyon bedelinin iadesi, bedelden indirim, ücretsiz düzeltme/revizyon, revizyon giderleri, maddi tazminat, iş gücü kaybı, tedavi masrafları ve manevi tazminat talep edilebilir. TBK m. 475, ayıplı eser hâlinde iş sahibine sözleşmeden dönme, bedelden indirim ve ücretsiz onarım gibi seçimlik haklar tanımaktadır.

7. Estetik operasyon davasında görevli mahkeme hangisidir?

Özel hastane, özel klinik veya serbest hekimle yapılan estetik işlemlerde uyuşmazlık çoğu zaman tüketici hukuku kapsamında değerlendirilir. Uyuşmazlık değeri 2026 yılı için 186.000 TL’nin altında ise Tüketici Hakem Heyeti; bu sınırın üzerinde ise arabuluculuk sonrası Tüketici Mahkemesi gündeme gelebilir.

8. Tüketici Mahkemesinde dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?

Evet. Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması kural olarak dava şartıdır. 6502 sayılı Kanun m. 73/A bu konuda özel düzenleme içermektedir.

9. Kamu hastanesinde yapılan estetik işlemde nereye başvurulur?

Kamu hastanesinde yapılan tıbbi müdahalelerden kaynaklanan zararlar bakımından çoğu durumda idari yargı ve tam yargı davası gündeme gelir. Bu nedenle özel hastane ile kamu hastanesi ayrımı dava yolu bakımından mutlaka değerlendirilmelidir.

10. Estetik operasyon davalarında bilirkişi raporu neden önemlidir?

Mahkeme, operasyonun tıbbi standarda uygun yapılıp yapılmadığını, sonucun ayıplı olup olmadığını, komplikasyon yönetimini ve zarar miktarını bilirkişi raporuyla değerlendirir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli kararında da bilirkişi heyetinin uyuşmazlık konusu bakımından yeterli uzmanlığa sahip olmaması raporun hüküm kurmaya elverişliliği yönünden sorunlu görülmüştür.


Sonuç

Estetik operasyonlar, klasik tedavi ilişkilerinden farklı olarak çoğu zaman belirli bir görünüm ve sonuç beklentisine dayanır. Bu nedenle Yargıtay uygulamasında salt estetik amaçlı müdahaleler eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde değerlendirilmekte; hekim veya sağlık kuruluşunun yalnızca özen borcu değil, kararlaştırılan estetik sonuca ulaşma yükümlülüğü de tartışılmaktadır.

Ancak estetik operasyondan beklenen sonucun elde edilememesi her zaman otomatik tazminat hakkı doğurmaz. Operasyonun amacı, hastaya yapılan vaatler, aydınlatılmış onamın kapsamı, komplikasyonun niteliği, komplikasyon yönetimi, tıbbi standartlara uygunluk, bilirkişi raporu ve zararın ispatı birlikte değerlendirilmelidir.

Hastalar, estetik operasyon sonrası beklenmeyen sonuçla karşılaştıklarında tıbbi kayıtlarını eksiksiz almalı, ameliyat öncesi ve sonrası fotoğrafları saklamalı, şikâyetlerini yazılı hâle getirmeli, revizyon yaptırmadan önce mevcut durumu belgelemeli ve hukuki süreci doğru görevli merci önünde başlatmalıdır. Özel hastane ve kliniklerde yapılan işlemlerde çoğu zaman tüketici hukuku yolları; kamu hastanelerinde ise idari yargı süreci gündeme gelir.

Hukuk büromuz; hatalı estetik operasyonlar, aydınlatılmış onam eksikliği, komplikasyon yönetimi, revizyon operasyon giderleri, maddi ve manevi tazminat davaları, tüketici hakem heyeti başvuruları, arabuluculuk süreçleri ve tıp hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.

ÜD

Av. Ümit Değirmencioğlu

Avukat / İstanbul

Paylaş